Dalgalar Neden Paralel « Doğa
Deniz kıyısında oturduğunuzda, karşıdan gelen rüzgarın açısı, dalgaların yönleri, deniz kıyısının şekli ne olursa olsun, dalgaların hep kıyıya paralel gelip çarptıklarını görürsünüz.
Denizdeki dalgaları rüzgar oluşturur. Deniz yüzeyine çarpan rüzgar suyun hareketlenmesini sağlar. Ancak dalgaların sahile arka arkaya paralel bir şekilde gelip çarpmalarının sebebi rüzgar değildir.
Açık denizde dalgalar, bizim sahilden seyrettiklerimiz gibi düzgün değillerdir. Rüzgar bir yönden ve düzgün şekilde esmez. Hava şartlarıyla birlikte karışık yönlerden su yüzeyine çarpan hava düzensiz dalgalar oluşturur.
Bu düzensiz dalgalar sahile değişik açılarla yaklaşırlar. Sahile yaklaşan dalga, sanki bunu hissetmiş gibi, kırılıp köpürmeden önce aniden yönünü değiştirir ve sahile düzgün paralel çizgiler halinde vurur.
Denizdeki dalgalar bize sadece su üstünde oluşuyorlarmış gibi görünürler. Halbuki dalga hareket ederken, su altında bir miktar su kütlesi de dalga ile beraber hareket eder. Sualtı belgesellerinde de görüldüğü gibi su altında yüzeye yakın balıklar dalganın hareket etkisinde kalırlar, suyun altında dalgayla beraber salınıp dururlar. Suyun üstündeki ve altındaki su kütleleri hep beraber, bir mani olmadığı sürece, rüzgar ittikçe hareket ederler.
Kıyıya, sığ yerlere yaklaştıkça, dalganın suyun altında kalan kısmı dibe sürtmeye başlar. Dibe değen bu kısmın hızı azalır. Örneğin, sağa doğru bir açıyla kıyıya gelen dalganın Önce sol tarafı kıyıya ulaşır ve deniz dibi tarafından frenlenir.
Bisikletle giderken sol ayak yere değdirildiğinde nasıl bisiklet yavaşlar ve sola dönerse dalga boyunca da aynı şey olur. Dalganın diğer kısımları da aynı derinliğe ulaşıp dibe değdikçe dalga tamamen yüzünü sola yani kıyıya doğru döndürür. Bu hareket bütün dalga boyunca ve sonra da arkadan gelen dalgalarda devam eder durur.
Kıyıya iyice yaklaşan dalgada alttaki kısım artık hareket edemez. Üstteki kısım çelme takılmış bir insan gibi kapaklanır ve köpükler oluşur. İşte bu nedenle 'U' şeklindeki bir koyda bile dalgalar her yönde sahile paralel olarak gelip vururlar.
Eller Zekanın Aynası « Araştırma Sonuçları
ABD'li nörolog Dr. Frank Willson'un yazdığı ‘‘El Kullanımı Beyni, Dili ve İnsan Kültürünü Nasıl Şekillendiriyor?’’ isimli kitap bilim dünyasında ilgiyle karşılandı. Dr. Willson, insan elinin 5 parmak, avuç içi, birtakım eklem, kas ve sinirlerden ibaret olmadığını, bina inşa etmekten omlet ve uçak yapımına kadar, tüm yaratıcı faaliyetlerin bu organ sayesinde yapıldığını belirtti. Kitaptaki ilgi çeken bazı bölümler şöyle:
Elimizin başka bir organda olmayan tutma ve hareket becerisi olmasa kültür, sanat ve teknik alanlarda faaliyetlerimiz olmazdı. Beceri dediğimiz her şey elin marifetidir. Bir insan doğal çevresini terkedip, diğer yaratıklara karşı egemenliğini el becerisiyle sağladı. İnsanlar, elleri sayesinde ok atıp, kendisini büyük hayvanları kontrolü altına alabildi.
Beyin ile el arasında mükemmel bir bağlantı var. İnsan el becerisi sayesinde alet üretmeye başladı ve bir anlamda elin yeteneğini geliştirdi. İnsan eline baktığımda güzellik, kültürde zeka görüyorum. Elin sahip olduğu kas esnekliği diğer cisimlere hareket kazandırma yeteneği insan beyninin gelişimine yardımcı oldu. İnsan eli yeteneklere sahip olmasaydı, beyin böylesine yaratıcı biçimde gelişemezdi.
Bebekler üzerine yapılan yeni araştırmalarda, beynin gelişmesi ile elin gelişimi arasında birebir bağlantı saptanmıştır. Bebek, elleriyle cisimleri biraraya getirme yeteneği kazandıkça kelimeleri de biraraya getirerek derdini anlatabilme gücü kazanıyor. Beyin ile el arasındaki sinirsel bağlantı ilişkisi gelişmediği zamanlarda, kişinin beyin faaliyetleri, kültür ve sanatla ilgili yaratıcı çabaları da sınırlı kalıyor.
Atom Bombası « İcatlar ve Keşifler
Atom bombasını ilk kez yapmayı başaran ABD, ilk atom bombasını 16 Temmuz 1945'te New Jersey eyaletindeki Alamogordo hava üssünde patlattı. Bu patlamada inanılmaz derecede kuvvetli bir ışık16 km uzaklardaki dağları bile aydınlattı. Ateşten bir top 12,000 metreye yükseldi.
İkinci Dünya Savaşı'nda, savaş amacıyla kullanılan ilk atom bombası, 6 Ağustos 1945'te Japonya'da Hiroşima şehrine atıldı. Patlamada 66,000 kişi öldü, 69,000 kişi de yaralandı. Üç gün sonra Nagasaki'ye atılan atom bombası ise 37,000 kişiyi öldürdü, 40,000 kişiyi yaraladı.
Atom bombası patlatılınca, bir sarsma dalgası meydana gelir. Bu dalganın hızı ses hızından yüksektir. Atom bombası, genel olarak bu sarsma dalgasının etkisini artırmak için yerden yüksekte patlatılır. Bu dalga yere çarptıktan sonra yeniden yukarı doğru sıçrar. böylece aşağı doğru inip çıkan yeni sarsma dalgalarının oluşmasına yol açar.
Diğer yandan bombanın patladığı yerdeki hava ısınır; büyük bir hızla genişleyerek bir boşluk meydana getirir. Bu boşluğu doldurmak için hücum eden soğuk hava, şiddetli bir kasırgaya yol açar. Böylece atom bombası, iki yönden yakıcı, yıkıcı bir kuvvetle binaları devirir, canlıları öldürür.